Daily Archives: January 2, 2007

DükkanIstanbul Ile Semtin Eski Kasabını Aldatmak

Su son 2007 ile alakali postta farkettim ki sonradan, burada sanki sahnedeymissin gibi birilerine hitap eder tarzda konusmak da neyin nesi oluyor. Zaten 2-3 kisi arasinda dokulelim’den dogmadi mi tum bunlar, o zaman nedir bu izleyici, takip eden falan merakliligi. Ben es dosta teker teker anlatmaktan yoruldugum seyleri ortak carpan parantezine alayim, bu kicini kaldiramayan inekler de parantezi yoklasin diyiverdim ama iste bu blog agzi denen birsey var. Hyde Park misali cosuyoruz…

En son Carlos’la evvelki hafta DukkanIstanbul, Defne Koryurek ve Semtin Kasabi konusunda atip tutuyorduk. Bari su yilbasi munasebetiyle etleri DukkanIstanbul‘dan alalim da boyle uzaktan “guzelmis, supermis” demekten vazgecelim, notu yerli yerince verelim dedik. Daha yolda Carlos Beycigim “Oglum biz neden bloglara bunlarin linkini koyduk ki, ben kaldiricam” dedi. Ya dedim hayat sen ne garipsin. Bir blog, ona link koymak ya da koymamak bir anda gunumuzun konusu olabiliyor: “Ne bilim niye koydun. Sahsen ben oyle hislendim. Duygulandim. Iki adim otemde boyle bir aktivite var diye costum, sanki destege luzum varmis gibi link verdim. Seni bilemicem” dedim. Demeye kalmaz zaten 5 dakika mesafedeki dukkana son yokusu tirmanarak nefes nefese girdik. (Elelamin Range Rover’la geldigi kasaba yaya gelmek de ayri bir konu ya…)

Tahmin ettigimden kucuk ve bizim buralarin daha dogrusu Kucuk Armutlu tarafinin formati gozonunde bulunduruldugunda cemberin epey disinda bir yer. Dukkana girdigimizde Emre Bey’in selami ile karsilandik. Giriste soldaki ufak tezgahinda etler metler birseyler cizbizlamakla mesguldu. Ufaklik da kasanin yaninda kundagindaydi. Sevdigin isi yaparken, sevdigin cocugun da yaninda olacak tabi.

Gozume ilk takilan Dry Aging etlerin dizildigi dolap oldu. Carlos Bey’le birbirimize bakip etlerin sekil ve semalleri uzerine biraz tereddute dusmedik degil. Oncelikle Dry Aging et konusunda tamamen cahiliz, nedir’i cozmeye gelmisiz ama insan bildiginden sasmiyor misali setin arkasindaki gencten atik beye “Ne tavsiye edersiniz” gibi tamamen ortam yabancisi bir soru ile girisip, benim “Kontrafile, Carlos!” yönlendirmem de atik Kasap tarafindan bertaraf edilince, cevap gecikmedi: “Iiih, Antrikot vereyim…”

Vermesine ver tabi ama ben bir süredir Antrikot yemeyi biraktim. Yagli buluyorum. Kontrafile cok daha duru ve lezzetli geliyor artik bana. Neyse fazla cinsilik etmiyim dedim, 8 parca Antrikota fit olduk. Tavandaki asili baton sucuklari websayfasinda gorup ic gecirmistim. Ederi kalin olur diye, “Bir de yarim baton sucuk”u eklettirdim Carlos’a. Sevgili zevcesine 2 parca t-bone almamiz ile siparisimizi tamamlayip, hesabi odeyip carcabuk dukkandan cikiverdik.

Tum bu siparis suresince sol omzumu dayadigim ufak masada etrafindaki dunyayi ziklemeden Emre Bey’in onune verdigi eti buyuk bir sessizlikte lupleten beye gecikmis takdirlerimi sunarim. Gercekten Gary Oldman’a tas cikartan bir cool ifade ile sessiz sedasiz goturdu. Hani bir parca ister misiniz, kokmustur diyen olmadi. Zaten “konsept” geregi boyle bir “bayaligi” beklemeye hakkim yoktu. Zira oteki yandaki masada cantalarindan kendi getirdikleri sarabi cikarmis muhtemelen kariyerleri aylik ortalama 5-6 bin YTL income ile ortusen 4 bey coktan “lastik” bir muhabbete girizgahi yapmislar, dukkani piknik alanina cevirmislerdi. Siparisi bir an once alip, dukkanda fazla durmak istemeden sivismamiz da biraz bu yuzden oldu. Ya onlar o dukkana ait degildi ya da biz. Kacma jokerini biz kullandik. Ustelik yillarin asli Semt Kasabi Mehmet Abi’yi aldatmis olmanin verdigi o garip mahalle insani duygusu ile…

Etler mi ?
Gayet iyilerdi. Antrikotu sofrada biraz ayiklamaya tabi tutmak zorunda kaldim ama Süt Danasi dedikleri sey ve Emre Bey’in kendi özel besisi ile yetistirdigi bu ozel kesim etler eh normal piyasanin uzerindeki fiyati ile de zaten biraz guzel olmak zorundaydi. Pisman olmadim lezzetten.
Baton sucugaysa oyum 10 uzerinden 9. Oldukca hafif, yedikten sonra mideyi rahatsiz etmeyen, baharat dengesi cok yerinde bir urun. Yolunuz duserse, cuzdaniniza guveniyorsaniz, girtlaginiza merakliysaniz ugrayin derim. Hayir gelmisken bize de ugrayin. Kamelyali cay yaparim size…

Bu yaziyi karalarken Carla Bruni “Quelqu’un m’a dit”yi mirildaniyordu.

Advertisements