Daily Archives: January 19, 2007

Peredyan’dan Dink’e

80’ler.. Beyoglu’nda bizim katledilen tas bina. Rahmetlinin elleri ile kaziyarak diktigi, sonra “Gözleri mavi” bir pezevengin gelip istimlak adi altinda goturdugu tarihimiz, emeklerimiz ve o binanin icinde comlekte guvec yapan Hacik Peredyan. Biz dede derdik ona. Bizim dede uzak diyarlarda oldugu icin gecici dedeydi ama dedemizdi. Sisli’de teyzemlerin apartmaninda Madame Sirarpi’yi de unutabildigimi soyleyemem. Her gidisimde bir siveps gazoz verirdi. Ve sanirim 19 Ocak 2007’yi de unutabilecegimi zannetmiyorum. Hrant Dink’i Agos’un önünde kafasina iki kursun sikarak öldürmüsler. Aslinda susturmuslar. Söyleyecek fazla birsey yok gibi, bu büsbütün “gerçek Türkiye”.

Yuzukoyun dusersin yere, derman kalmaz bacaklarinda, ayak bileklerin de sanki hic daha once ole durmamis gibi dururlar, cünkü artik ölmüssündür. Yuzukoyun, bir kaldirim uzerinde suratin yerle bulusmustur. Uzerindeki ortu ucmasin diye bir kaldirim tasi gelmistir yanina…

Advertisements

>Düşünüyorum öyleyse vurun

>

Haçik amca vardı 30 yıl babamın yanında. Elimizden tuttu, okula götürdü, nasırlı ellerinde büyüdük onun. Dilimiz dönmezdi soyadını söylemeyi: Peredyan. Haçik amca öldü, ağladık. Ermeni pilakisi yerken demokrat olanların aynı masalarda puşt olduğunu da gördük çok sonraları. Hrant Dink’i vurmuşlar Agos’un önünde. Rahmetli pedere nasılsın diye sorduğumda Türkiye gibiyim derdi. Babam yok. Haçik amca yok. Hrant Dink yok. Düşünüyorum öyleyse varım. Nah varım. nah varsın. Nah varız. Demokrasinizi de alın gidin lan…
Hrant Dink: “Je ne quitterai pas ce pays. Si je partais, j’aurais le sentiment de laisser seuls les gens qui luttent pour la démocratie dans ce pays. Ce serait les trahir. Je ne pourrais jamais faire cela…” (Le Monde)
Bak gitmedin, terketmedin ne oldu?

Düşünüyorum öyleyse vurun

Haçik amca vardı 30 yıl babamın yanında. Elimizden tuttu, okula götürdü, nasırlı ellerinde büyüdük onun. Dilimiz dönmezdi soyadını söylemeyi: Peredyan. Haçik amca öldü, ağladık. Ermeni pilakisi yerken demokrat olanların aynı masalarda puşt olduğunu da gördük çok sonraları. Hrant Dink’i vurmuşlar Agos’un önünde. Rahmetli pedere nasılsın diye sorduğumda Türkiye gibiyim derdi. Babam yok. Haçik amca yok. Hrant Dink yok. Düşünüyorum öyleyse varım. Nah varım. nah varsın. Nah varız. Demokrasinizi de alın gidin lan…
Hrant Dink: “Je ne quitterai pas ce pays. Si je partais, j’aurais le sentiment de laisser seuls les gens qui luttent pour la démocratie dans ce pays. Ce serait les trahir. Je ne pourrais jamais faire cela…” (Le Monde)
Bak gitmedin, terketmedin ne oldu?

>Ne başlık atacağım lan ben buna

>

Sabah 7’de kalkmamı gerektirecek bir işim olmadı hiç. Sabah 7’de yattığım iş ise çok. Uzun zaman olmuş, uykuyu alıp 7’de kalkmayalı. 2 çay, 4 sigara eşliğinde internetten gazeteleri okuyup, usul usul bir traş olmayalı. Bütün gazeteleri okudum, Vatan’ın sitesini sevmiyorum, onu vapura bıraktım, elden okumaya. Kadıköy çarşısını seviyorum demek aslında bir utanç vesilesi ama seviyorum ulan işte. Kurukahveci Mehmet Efendi‘nin önünden geçerken durmak zorunda kaldım, yok böyle bir koku. Durup çekiyorsun içine. Almadım ama kahve. Beyaz Fırın ‘a uğradım. Pastanelerde satılan simit büyüklüğündeki dandik pizzalara uzak ara yapacak lezzette her zamankinde bir tane dedim. Adını Napoliten pizza koymuşlar. Bugüne kadar bilmezdim. Biz öyle Trofolo usta gibi yemeden önce al lan bu da belgesi diye fotoğrafını çekmiyoruz boğazımıza gidenin. Lakin anlatayım, bir kat sucuk üzerinde bir dilim kaşar üzerinde bir kat sosis yine kaşer sonra bir dilim jambon ve yine kaşar ve domates. Sıcaktı, güzeldi, vapuru beklerken iskele büfeden boktan bir plastik bardaktaki çay eşliğinde götürdüm pizzayı. Vapurda yarı kapalı burunda oturdum yine. Vatan’dan Tuna Kiremitçi‘nin ilkokul kompozisyonu tadındaki köşe yazısını baktım. Bu çocuğu ısrarla 20’li yaşlarının başındaki cevval yazar gibi lanse ediyorlar. Bir bok anlattığı yok. Yazısının başlığı kafadan falso: “Internette şiir olayı”. Olayını yerim sana birşey olmasın dedim. Haşmet zeytinyağı dememiş bugün. Iclal böceğine bakmadım bile. Tuna’sına dolma sarıyordur herhal. Motorla geçmediğimden lütfen bir mendil alır mısın amcaya rastlamadım. Dün aldım, paranı üzerini vermedi moruk. Hadi tamam dedi. Göt etti beni. Ulan mendili ne yapacağım ben, sana kıyak olsun dedik moruk hadi potansiyel müşterilerin önünü kesme der gibi hadi tamam diyor. Geçit Büfe’den Barış’a selam çaktım. Dönerci Ayhan yine işe geç kalmış. Çilingir abi niye boş boş oturuyor. Ulan nasıl bir meslektir bu ya. Birileri anahtarını unutacak yakın semtte de; sen para kazanacaksın? Budur bu sabah, bloglararası bağlantıya dikkat etmek lazım değil mi Ömer abi..

Ne başlık atacağım lan ben buna

Sabah 7’de kalkmamı gerektirecek bir işim olmadı hiç. Sabah 7’de yattığım iş ise çok. Uzun zaman olmuş, uykuyu alıp 7’de kalkmayalı. 2 çay, 4 sigara eşliğinde internetten gazeteleri okuyup, usul usul bir traş olmayalı. Bütün gazeteleri okudum, Vatan’ın sitesini sevmiyorum, onu vapura bıraktım, elden okumaya. Kadıköy çarşısını seviyorum demek aslında bir utanç vesilesi ama seviyorum ulan işte. Kurukahveci Mehmet Efendi‘nin önünden geçerken durmak zorunda kaldım, yok böyle bir koku. Durup çekiyorsun içine. Almadım ama kahve. Beyaz Fırın ‘a uğradım. Pastanelerde satılan simit büyüklüğündeki dandik pizzalara uzak ara yapacak lezzette her zamankinde bir tane dedim. Adını Napoliten pizza koymuşlar. Bugüne kadar bilmezdim. Biz öyle Trofolo usta gibi yemeden önce al lan bu da belgesi diye fotoğrafını çekmiyoruz boğazımıza gidenin. Lakin anlatayım, bir kat sucuk üzerinde bir dilim kaşar üzerinde bir kat sosis yine kaşer sonra bir dilim jambon ve yine kaşar ve domates. Sıcaktı, güzeldi, vapuru beklerken iskele büfeden boktan bir plastik bardaktaki çay eşliğinde götürdüm pizzayı. Vapurda yarı kapalı burunda oturdum yine. Vatan’dan Tuna Kiremitçi‘nin ilkokul kompozisyonu tadındaki köşe yazısını baktım. Bu çocuğu ısrarla 20’li yaşlarının başındaki cevval yazar gibi lanse ediyorlar. Bir bok anlattığı yok. Yazısının başlığı kafadan falso: “Internette şiir olayı”. Olayını yerim sana birşey olmasın dedim. Haşmet zeytinyağı dememiş bugün. Iclal böceğine bakmadım bile. Tuna’sına dolma sarıyordur herhal. Motorla geçmediğimden lütfen bir mendil alır mısın amcaya rastlamadım. Dün aldım, paranı üzerini vermedi moruk. Hadi tamam dedi. Göt etti beni. Ulan mendili ne yapacağım ben, sana kıyak olsun dedik moruk hadi potansiyel müşterilerin önünü kesme der gibi hadi tamam diyor. Geçit Büfe’den Barış’a selam çaktım. Dönerci Ayhan yine işe geç kalmış. Çilingir abi niye boş boş oturuyor. Ulan nasıl bir meslektir bu ya. Birileri anahtarını unutacak yakın semtte de; sen para kazanacaksın? Budur bu sabah, bloglararası bağlantıya dikkat etmek lazım değil mi Ömer abi..