Monthly Archives: October 2007

>Valencia:1 Real Madrid 5

>NTV için zor seçimdi, Real Madrid-Valencia maçını tercih etmişler, Atletico Madrid-Sevilla bekliyordum, en azından bir saat geç başladığından 2. yarısını verebilirlerdi ki ilk yarı 2-2 bitti. ( 4-3 Atletico kazandı). Güntekin Onay bu maç anlatmaya gelirken Marca, As gazetesi okuyan adam. Schuster’in basın toplantısındaki demeçlerinden bahsediyor, piyasadaki spikerlerin kırık fırın ekmek yemesi lazım bu adamın seviyesine gelebilmeleri için. Futbol güzel ama garip oyun. Valencia sezona süper başladı, seri galibiyetler aldı, ardından Rosenborg ve Sevilla mağlubiyetleri hocayı yedi. Koeman tam anlamıyla bir enkaz teslim alacak. Geçen sezonki tarihi şampiyonluğun mimarı Guti yine korkunç oynuyor. Robinho da alem sonrası havasını bulmuş. 30 dakikada 3’lediler maç orada bitti. Sonra 4 oldu ilk yarı, 6 da olurdu. Ramos bile sağ çaprazdan gol attı, o kadar yani. 2. yarıda Roma derbisine bakarken 5-1 olmuş ama ne önemi var. Bu skor manita demek, yarın Marca ve As illa ki bu manşetle çıkar..

Valencia:1 Real Madrid 5

NTV için zor seçimdi, Real Madrid-Valencia maçını tercih etmişler, Atletico Madrid-Sevilla bekliyordum, en azından bir saat geç başladığından 2. yarısını verebilirlerdi ki ilk yarı 2-2 bitti. ( 4-3 Atletico kazandı). Güntekin Onay bu maç anlatmaya gelirken Marca, As gazetesi okuyan adam. Schuster’in basın toplantısındaki demeçlerinden bahsediyor, piyasadaki spikerlerin kırık fırın ekmek yemesi lazım bu adamın seviyesine gelebilmeleri için. Futbol güzel ama garip oyun. Valencia sezona süper başladı, seri galibiyetler aldı, ardından Rosenborg ve Sevilla mağlubiyetleri hocayı yedi. Koeman tam anlamıyla bir enkaz teslim alacak. Geçen sezonki tarihi şampiyonluğun mimarı Guti yine korkunç oynuyor. Robinho da alem sonrası havasını bulmuş. 30 dakikada 3’lediler maç orada bitti. Sonra 4 oldu ilk yarı, 6 da olurdu. Ramos bile sağ çaprazdan gol attı, o kadar yani. 2. yarıda Roma derbisine bakarken 5-1 olmuş ama ne önemi var. Bu skor manita demek, yarın Marca ve As illa ki bu manşetle çıkar..

Derby della Capitale!

24 spikeri böyle diyordu durmadan:”della capitale, della capitale..”
12′ [0 – 1] T. Rocchi, 19′ [1 – 1] M. Vucinic , 42′ [2 – 1] A.F.A. Mancini , 56′ [3 – 1] S. Perrotta, 69′ [3 – 2] C.D. Ledesma: AS ROMA 3 – SS LAZIO 2 (31.10.2007)

>Tonetto 1 Tonetto 2 Tonetto 3

>Eve geldiğimde elektrikler yoktu, jenaratör yok tabii evde, ufaklıkla mum ışığında bekliyoruz, elektrik nasıl gider; nasıl gelir, sanki çok biliyormuşcasına anlatıyorum 4 yaşındaki çocuğa. Neyse Roma derbisinin (seyirci: 65 bin) 3. dakikasında geldi. Roma taraftarı falan değilim; neden olayım ki? Lazio’yu sevmem, Roma’da Mancini’yi de sevmem. Roma silindir gibi geçer deyince Lazio sempatizanı arkadaşlar bozulmuş ama 3-1’den sonra yakaladıklarını atsalar; o da olacaktı. Yakası kürklü montlar demek ki bu sene de moda; Totti kardeşimizin üzerinde gördük. Curva Sud, Tommasi için bir pankart asmıştı, gelen görüntüde tam okuyamadım. Pizzaro nefis oynadı, Vucinic zaten formda, kılkuyruk Mancini de kendince dansetti topla. Bu sezon ilk kez Kanal 24’de seyrettim Serie A. Spiker sadece futbolcuların isimlerini söylese keşke, kimse onun boğazına basmıyor ki biraz bilgi ver diye. Bildiği birşey de yok; saçmalıyor, yok geçmiş sezonlarda İtalya’da maçlar berabere bitermiş de, kaynana zırıltısı. Adam, futbolcuları da seçemiyor, takmış bir kafayı Tonetto’ya, sanırsın Roma’nın yarısı Tonetto 1, Tonetto 2, Tonetto 3. Sedat 3’e selam bu arada. Lazio kalesindeki Ballotta’ya da yazık kardeşim. Adam gelmiş 43 yaşına, kim zamanında bunun sigortasını eksik yatırmışsa yazıklar olsun. Adam hala 5000 iş günü dolsun diye kalede tırmalıyor. Gecenin ilginç iki skoru: Milan, Sampdoria deplasmanında patladı, 5 attı. Lazio’ya da aynı tarifeyi uygulamışlardı deplasmanda. Garezleri kendi taraftarına. Livorno, Reggina deplasmanında bu sezon ilk galibiyetini aldı…

Tonetto 1 Tonetto 2 Tonetto 3

Eve geldiğimde elektrikler yoktu, jenaratör yok tabii evde, ufaklıkla mum ışığında bekliyoruz, elektrik nasıl gider; nasıl gelir, sanki çok biliyormuşcasına anlatıyorum 4 yaşındaki çocuğa. Neyse Roma derbisinin (seyirci: 65 bin) 3. dakikasında geldi. Roma taraftarı falan değilim; neden olayım ki? Lazio’yu sevmem, Roma’da Mancini’yi de sevmem. Roma silindir gibi geçer deyince Lazio sempatizanı arkadaşlar bozulmuş ama 3-1’den sonra yakaladıklarını atsalar; o da olacaktı. Yakası kürklü montlar demek ki bu sene de moda; Totti kardeşimizin üzerinde gördük. Curva Sud, Tommasi için bir pankart asmıştı, gelen görüntüde tam okuyamadım. Pizzaro nefis oynadı, Vucinic zaten formda, kılkuyruk Mancini de kendince dansetti topla. Bu sezon ilk kez Kanal 24’de seyrettim Serie A. Spiker sadece futbolcuların isimlerini söylese keşke, kimse onun boğazına basmıyor ki biraz bilgi ver diye. Bildiği birşey de yok; saçmalıyor, yok geçmiş sezonlarda İtalya’da maçlar berabere bitermiş de, kaynana zırıltısı. Adam, futbolcuları da seçemiyor, takmış bir kafayı Tonetto’ya, sanırsın Roma’nın yarısı Tonetto 1, Tonetto 2, Tonetto 3. Sedat 3’e selam bu arada. Lazio kalesindeki Ballotta’ya da yazık kardeşim. Adam gelmiş 43 yaşına, kim zamanında bunun sigortasını eksik yatırmışsa yazıklar olsun. Adam hala 5000 iş günü dolsun diye kalede tırmalıyor. Gecenin ilginç iki skoru: Milan, Sampdoria deplasmanında patladı, 5 attı. Lazio’ya da aynı tarifeyi uygulamışlardı deplasmanda. Garezleri kendi taraftarına. Livorno, Reggina deplasmanında bu sezon ilk galibiyetini aldı…

>Ducati

>Advertising Agency: MatosGrey, São Paulo, Brazil
Creative Directors: Silvio Matos, Leandro Castilho

Art Director: Lucas Heck

Ducati

Advertising Agency: MatosGrey, São Paulo, Brazil
Creative Directors: Silvio Matos, Leandro Castilho

Art Director: Lucas Heck

Tepebaşı’ndan Beylikdüzü’ne: Öldürülen Bir Gelenek

Yaslanmis, kici kirik ihtiyar gibi ikide bir böyle “80’ler” demek gücüme gitmiyor benim gerci ama okuyan icin “yine mi” dedirtebilir diye endise ediyorum. Evet, 80’lerde, yine 80’lerdeyiz. Aceto Bey‘in elimden tutup beni Tepebasi’ndaki Tüyap’a götürdügü zamanlar, Ali Sami Yen gibi, Spor Sergi Sarayi gibi, Site ya da Gazi Sinemasi gibi, Kristal Büfe gibi, Uçaksavar Basket Sahasi gibi, Mehmet Eksi Futbol Sahasi gibi… Ikimiz yalniz gidene kadar da bize onderlik eden sevgili babam’dan bize yadigar kalan bir aliskanlik. Her yil kasim ayinin ilk haftasi iple cekilirdi. Ben o zamanlar cok fazla ‘okuma’nin derdinde degildim. Aceto daha fazla okurdu, hala benden daha fazla okur… Beni kitap fuarindaki kalabalik, oradaki cümbüs, envai cesit kitabi bir arada bulmak-görmek daha cok cezbederdi. Kasagi ile Tom Sawyer arasinda birseyleri 3 ayda anca bitirdigim dönemler. Ama ev kitap dolu… Yasakli, yasaksiz, yatak alti Texas Tommiks Kizilmaskeler.. Bir gun hirtlik edip ispiyonlamistim peder beye Aceto’yu. Bir torba laf isitmisti. Sonra ben o Texas-Tommiksleri mahallede tezgah acip satmistim. Bu is daha sonra trend olmus evinden Texas-Tommikslerini kapan tezgah acmaya baslamisti. 2 yaz oyle gecti. Hatta bir ara isi azitanlar evden garip-gurup seyler de getirip satmaya baslamisti: Eski tost makinesi, babasinin koleksiyonundan köstekli saat, kol dugmesi, sapka, eski kasetcalar.. Isin icinde bir tuhaflik oldugunu bir süre sonra herkes farketti: Mallari birbirimize satip duruyorduk. Kimsenin para kazandigi yoktu. Herseyi firlatip bugun Alkent olan arazide (Çayır) futbola verdik kendimizi. Daha Tanju, Cimbom’a gelmemis; bizim mahalle maclarinin carpisan yildiz izdüsümlerinin Seydic – Selcuk oldugu zamanlar…

photo by Serenity

Kitap Fuari.. Fuardan futbola bir baş-harf carpismasi. Yani fuar Tepebasi’nda bugun TRT tabelasi/kukuletasi olan binada Tuyap Kitap Fuari oldugu zamanlar gercekten “fuar gibi”ydi. Zaman neleri degistirmiyor ki denebilir de zaman bazi seyleri degistirirken mevcut hallerinin yitirilmesine sebep olmak zorunda degil. Ben “Burasi daha uygun arazidir” diye memleketin “bunu-bende-yaparim ressami“nin direktifi ile sehrin 30km disina insa edilmis bir universitesinde bilfiil 14 sene okumus biri olarak, sehrin muhim yasam alanlarinin hele hele fuar gibi senede sadece 1 hafta süren bir etkinligin sehir disina tasinmis olmasinin garabetine cok da sasirmiyorum.

Oysa fuara gecen pazartesi günü, biraz da “bayram günü hadi musait gün” diye giderken kendisi bir mimar olan Keremyan’in savi beni pek desteklemiyordu: “Fuar alani icin burasi gayet musait abi. Buraya alinmasi bence daha mantikli. Fuar katilimcilari sehire girmeden fuar alanina nakil olup, toparlanip geri gidebiliyorlar”
Bu da bir düsünce…

Keremyan’i fuar yoluna saptirana kadar Rampulla ile icimiz disimiza cikti. Bir de yagmur bastirdi ama hic ummadik sekilde trafige takilmadan TEM-Avcilar uzerinden Beylikduzu’ne yarim saatte ulastik. Donus yolu berbat kapaliydi. Dönerken düsünürüz dedik onu.

Fuar alaninda bir de Sanat Fuari vardi. Sanat fuarina ayrilan alan, Kitap Fuari’na nazaran daha genis ve tabi ki gezeni daha az oldugu icin daha ferah. Yaylim yaylim yayilay arazisi. Not almayi unuttum ve hafizamda da yok, cogunlugu portelerden olusan ve pastelle yapilan renkli calismalara bayildim.

Gecelim bir an once ara koridordan kitap fuarina. Umdugum “kalabaligi” buluyorum ama umdugum insan populasyonunu bulamiyorum. Yöre halki gelmis. Bir nebze Tepebasi günlerine selam ederek, brosöür topluyorlar. Kitap fuarinin vazgecilmez goruntusu bu. Ufakken de anlamazdim, fuar binasindan cikan cocuklar ne kadar fazla brosür topladiklari ile övünürlerdi. Bir fuarin böylesi yer degisimi en azindan gittigi yere bir aydinlanma bir kalkinma saglasin ama neye hacet. “Halk” isin terenennisinde.

Sadece halk mi, yayinevleri de ciddiye almamislar gibi. Fuar standlarini ve sergilenen kitap cesitliligini yetersiz buldum. Oncelikle bana gore fuarin en buyuk sorunu yayinevi bazli bir yerlesim plani uygulamasi. Oysa konu siniflarina gore bir yerlesim daha efektif olabilirdi. Bir ton gereksiz kitapla hasir nesir olmak zorunda kaliyorsunuz. Yayinevlerinin kendi yazarlarina olan garip tutumu da cabasi: Şöyle ki, adini animsamiyorum hangi yayinevi Emine Beder’i imza icin masaya oturtmus, sol ve sag yaninda da yayinevinin diger 4 yazari oturtulmus. Fotogoraf cok komikti: Diger yazarlar kitaplarinin sayfalarini mincikliyorlar. Kalabalik sadece Emine Beder icin kuyruga girmis. “Emine Hanim benim kitabin yumurtali ispanak sayfasindan imzalarsaniz cok makbule gecer…

Muhafazakar kitaplar yayinlayan bazi yayinevlerinin oldukca ilgi cekici kapak tasarimlari kullanmalari sanirim son yillarin “cin fikri”. Kapak ne kadar dikkat cekici olsa da sayfalar gül suyu kokuyor.

Özellikle arandigim birsey yok. Güya fuarda kitaplar indirimli satilir ama fuardaki fiyatlar bile korsanin yanina yaklasamiyor. Bu durumda insanlarin korsan kitaba yönelmesi kacinilmaz. Inanilmaz fiyatlar sözkonusu. Yalcin Kücük’ün yeni kitaplarini ve eksik bazi yayinlarini toplayacaktim, taksit seruvenli ufak capli bir servet zikretti standdaki kiz. Uzak durdum.

Tasarim, grafik ve web uzerine birseyler bakinayim diyorum. Internette tonla kitap ve katalogu gorup netten siparis verip, sonra da gumrukte “ithalat yapiyoruz” diye soyuluyoruz. Birkac kitap gorunce heyecanlaniyorum ama nafile. Fiyatlar cok yuksek. Konsantine’den Istanbul’a adinda 2 ciltlik bir foto albumu var. Muthis bir calisma, ama fiyati 1300ytl. Standdaki bey “alici misiniz” diye yaklasti. “Yok çalmak üzere hazirlaniyorduk” diyesim geldi.. Rampulla “eaaaaaaalmayi dusunmuyoruz ama fiyatlar hakkinda bilgi edinmeye calisiyoruz” dedi. 5 tane getirmisler, 3 u satilmis 2 tane kalmis. Kalir tabi. Web Design Index’in 7.’si cikmis. Ondan kapiyorum ama Robinson’dan aldigim fiyattan bir farki yok, “gelmişken alayim” oluyor sadece.
Rampulla da Escher’in hayat hikayesini anlatan bir album aliyor 25’e. Keremyan’sa mimari uzerine bir kitabi karistirip, icindeki icerik icin “orjinal birsey yok” diyince kitapcidan ayari aliyor: “Kitabin kendisi orjinal”. Breh breh…

webdesignindex7

Fuarda umdugumu bulamadim, buldugumuzu yedik geldik, 10 yil sonra Kitap Fuari’na giderek 10 yildir neden gitmedigimizi idrak etmis olduk. Okumak senin neyine halkim, broşür topla sen…

>Ronald Koeman Valencia’da

>Ronald Koeman haftaya PSV ile İstanbul’a gelmiyor çünkü Valencia’ya gitti. Valencia, Flores’i yolladıktan sonra Capello, Mourinho, Lippi deyip yüksekten uçtu sonunda da Koeman ile anlaştılar. Koeman için büyük transfer. PSV geçen sezon sattıklarının yerini dolduramamış sonuçta kısır Hollanda Ligi’nin takımı. 2.5 yıllık sözleşme imzaladı Tenten. Bu transferle birlikte de Barça, eski futbolcuları tarafından kuşatılmış oldu. Bir tarafta Schuster diğer tarafta Koeman…

Ronald Koeman Valencia’da

Ronald Koeman haftaya PSV ile İstanbul’a gelmiyor çünkü Valencia’ya gitti. Valencia, Flores’i yolladıktan sonra Capello, Mourinho, Lippi deyip yüksekten uçtu sonunda da Koeman ile anlaştılar. Koeman için büyük transfer. PSV geçen sezon sattıklarının yerini dolduramamış sonuçta kısır Hollanda Ligi’nin takımı. 2.5 yıllık sözleşme imzaladı Tenten. Bu transferle birlikte de Barça, eski futbolcuları tarafından kuşatılmış oldu. Bir tarafta Schuster diğer tarafta Koeman…