Monthly Archives: December 2007

2008

Hastane ve devlet dairelerinden uzak bir yil diliyorum size. Benim icin 2007 öyle oldu. Ama degisecek biliyorum….

Taksi ve Sigara

Piston baskisi gibi bir hafta.. Tepeden tepeden bastiriyorlar sanki. Sicim sicim terliyorum yine. Butun haftayi Anadolu Yakasi’na git gel ve bekle ile gecirmek, ona gir, bundan cik, surada bekle, sunu imzalat, sonra oradan dön gel beni gör, ben de seni göreyim, tekrar gir-çık, ah o delirten koridorda radyasyon tehlikesi tabelalari, ayni hastalar, ayni suratlar, ayni sizlanmalar.. derken kendimi vapurla Besiktas’a atiyorum. Köyiçi’nde bir Marantz hatirliyorum. O dükkandan bir pikap bakarim diye yürüyorum iclere dogru. Sonra geri gelesiye enerji yok, Yildiz’dan cikarim diye atliyorum bir taksiye.. Takside ufak tvlerden var. Gecen gun banyoya koyim diye bakindim, cok cakma geldiler gozume. Taksici daha biner binmez ilk trafik bogmacasinda bir kadin sofore ana avrat basladi. Her niyeyse fena rahatsiz oldum, kadinin hatali oldugunu göre göre. Soforün surat ifadesi rahatsiz etti aslinda. Feci kaypak, feci adi bir ifade var. “Istanbul seni yenicem”den daha beter birsey. Zaten sonra pörtledi bir igrenclik. Sigara yakti. Cami acicam, cam kilitlenmis. Bazi taksicilar camlar acilmasin diye kollari sikistiriyorlar. Bu gerzek harekete yillardir anlam veremiyorum. Musteri indiginde egilip arka kapida acik kalan pencereyi kapama zahmetine katlanmamak icin. Sigaraya normalde laf demem galiba, yani bugune kadar hicbir taksiciye cikismisligim olmadi. Sofor bende rahatsizlik yaratinca, bir de biner binmez baslattigim Roma-Sampdoria lig musabakasinda da gol atamadikca dellendim “Beyfendi taksilerde sigara icmek yasak degil mi” diye kendisine bakmadan, Taddei ile atak esnasinda kükredim. Ukala bir ses tonuyla “2008 basinda, 4 gün var daha, kullanalim di mi” dedi. Arkadan kafasina ucan tekme atasim geldi.
Cevabiyla tatmin olmadi, daha saldiricak. Dikiz aynasindan bakiyor ama suratina bakmiyorum, gözüm oyunda. Konusmaya devam etti:
– Müsteriler de iciyor ama
– Icmeyecekler o zaman
– Siz bu yasagi destekliyor musunuz?
– Sonuna kadar..
– E ben 12 saat direksiyon salliyorum ne yapacagim
– Taksicilik yapmayacaksin o zaman. Baska is yapican daha rahat sigara icecegini düsündügün. Insanlari zehirlemeyeceksin.

Baktim hala fosur fosur.. Eahh yeter ulan dedim. Beni su kenarda birakir misin, inecegim. Indim taksiden, cekti gitti sari küllük. Zikkim icin.

>Truva Atı Jorge Valdano

>Real Madrid’de 3 Fernando’nun (Hierro, Redondo, Morientes) kulüpteki hazin sonlarının hikayesini yazmak niyetindeydim bir zamandır. Onlara anlatabilmek için Jorge Valdano’dan başlamanın doğru olduğunu düşündüm sonra. Yaptıkları ve yapamadıklarıyla bence La Liga tarihinin son 15 yılını yazan adamdır Valdano. Futbolculuğu zamanında bugün gibi naklen yayınlar yok. Raul’un attığına da kaçırdıklarına şahidiz, Valdano’nun topçuluğuna uzun cümleler kurdurtmuyor zaman. 86 Dünya Kupası’nda coşmuştu. Eh bir de Real Madrid’in Camacho, Santillana, Martin Vasquez, Maceda, Hugo Sanchez, Gordillo’lu kadrosuyla çıktığı Avrupa kupası maçlarından hatırlar bizim kuşak. Kramponları çıkartıp ceketi giydiğinden beri ise La Liga’nın kaderini belirleyen adam oldu Arjantinli. 3 Fernando’ya uzanan hikaye de Real Madrid genç takımını çalıştırdığı dönemle başlar. Barcelona, Cruyff yönetiminde ligde ikide 2 yapmış, Valdano, Tenerife’nin başında o sezon. Real Madrid son hafta Tenerife’de şampiyonluğu veriyor. Hain evlat Ökkeş değil; Valdano işte. Ertesi sezon deja vu. Yine Tenerife yine Valdano, yine son hafta. Cruyff’un o efsane kadrosu Dream Team olduysa; biraz da bu eski Real Madrid’li sayesinde oldu işte. Real Madrid yönetimi kaçan 2 şampiyonluk sonrasında başımıza bela mısın kardeşim deyip takımın başına getirdiler Valdano’yu. O da kırmadı takımı şampiyon yaptı o sezon. Raul‘un çıkış yaptığı sene. Yıllar sonra Raul ilk evladına onun ismini verecekti. Vefa sadece İstanbul’da yok tabii. Ertesi sezon Valencia’yı çalıştırdı Valdano. Real Madrid’in tekrar kapısından girdiğinde başkan Florentino Perez idi. Perez, “işi bilen” Valdano’ya takımı ve kasayı emanet etti. Perez’in yıldız manyağı olduğu yıllar. Luis Figo’nun geldiği sezon Fernando’ların Arjantinlisi kapı önüne konuldu. Redondo’nun Milan’a transfer haberi sonrasında Madrid havaalanını taraftar bastı. O, Redondo bir zamanlar Valdano ile Tenerife’de beraberdi. Arkasından Zidane, Ronaldo derken sıra diğer 2 Fernando’ya geldi. Üçünün de ortak özelliği Raul’un en yakın arkadaşları olmasıydı. Raul’un geçen sezon gelen şampiyonluğa kadar 3 sezon rölantide gitmesini de buna yorarlar oralarda. Ve tabii Vicente del Bosque. Del Bosque ve Hierro‘yu bir günde uçurdular Real Madrid’den. Hierro bayrak adamdı. O gittikten sonra Cannavaro gelene kadar – o bile yalandan oynadı geçen sezon- iflah olmadı Real Madrid defansının göbeği. Gelen ya kafadan sakat çıktı ya da takımı yaktı. Bu sezon 30 milyona gelen Pepe mesela… Perez döneminde Valdano’ya 2 milyon euro’ya teklif edilmişti, Arjantinli ve başkan defans oyuncusunun forması satmaz diye almamışlardı Pepe’yi. Ronaldinho’yu almak varken gidip Beckham‘ı aldılar, Brezilyalı çirkin, İngiliz yakışıklıydı, forması satıyordu. Fernando’ların üçüncüsü Morientes. Ronaldo’yu aldıları sezon gitmesi için ellerinden geleni yaptılar. Bir sezon dayanabildi Morientes, ertesi sezon Monaco’ya kiraladı, intikamını attığı golle aldı Valdano’dan. 3 Fernando’ya dair anlatacak ne kaldı ki?
Hierro, Araplardan para kazandı, Premier Lig’de forma giydi, Morientes Liverpool’da üzdü, Valencia’da idare ediyor, Redondo sakatlıktan çok çekti Milano’da. Jorge Valdano, 15 yıl önce teknik direktör iken Barça’ya 2 şampiyonluk kazandırmış Real Madrid’liydi. 15 yıl sonra Ronaldinho’yu almayarak 2 şampiyonluk daha armağan etti. Başkan Florentino Perez ile artık gitme vakti geldiğinde kulüp başkansız kalmayacaktı elbette. Emanetçi de olsa bir başkan seçti Madrid kulübü. Tesadüf işte yeni başkanın adı Fernando Martin idi… Valdano bugün kulüp yönetiminden uzakta. Kurduğu kadro sıfır çekti, fiyasko sonrasında yeni başkan Calderon kadroyu gençleştirme operasyonunu Mijatovic‘e verdi. Barça’nın Truva Atı(!); Valdano ise İspanyol televizyonlarında yorumculuk yapıyor. Real Madrid, Fernando’suz kaldı mı? Kenarda da olsa; var bir Fernando. Kimilerine göre “yeni Redondo”: Fernando Gago…

>Son Nefes #2

> Son Nefes listesine Antonio Puerta ‘dan sonra Motherwell kaptanı Phil O’Donnell da eklendi..

>Ever Banega

>Boca Juniors, kapanış ligi için Riquelme’yi getirdi ama elindeki kadrodan kayıp vermeden lige başlayabilecek mi işte o meçhul. Palacio için O.Lyon yazılıp, çiziliyordu 2-3 ay önce. Ondan bir ses yok ama Ever Banega için Juventus ve Valencia kapışıyor. Tiago ve Almiron patlayınca yeni transfer peşinde koşan Juve’nin teklifi 15 milyon euro. Koeman ile “temizlik” operasyonu yapan Valencia ise Boca Juniors’a 18 milyon euro teklif etmiş. Sezon başında Zigic’e de 20 milyon verdiler, adam 200 dakika anca forma giyebildi. Banega’yı çok fazla izleme şansım olmadı, Milan ile oynanan finalin ilk yarısında topçuyum dedirtti ama. 1988 doğumlu ve Boca altyapısından yetişme.

>Gretchen Mol

>

>Futbol ve Graffiti #3

>Futbol ve Graffiti #2